I am not Alone

30 Ekim 2010 Cumartesi

Why is a raven like a writing desk?

Bildiğiniz gibi en sevdiğim masal "Alice in Wonderland"dir. Gerçi kendisi ne kadar masal sayılıyor bilmiyorum ama çocukluğumda Disney'den en çok sevdiğim hikaye idi kendisi.

Son bir kaç sene içinde ise, Wonderland'e kaçma dürtüsü oluştu bende. Red Queen ile White Queen'in kavgası arasında kalayım, Mad Hatter ile çay içeyim. Ortalıkta tavşan kovalayayım. Sonra her şeyin rüya olduğunu anlayayım. Yüzümde hafif buruk bir gülümsemeyle uyanayım.

Her neyse, geçen sene hele doruk noktasındaydı heyecanım. Sevgili Tim Burton'ım "Alice in Wonderland"a el atmaya karar vermiş. Hem de gözde oyuncularıyla birlikte. Gerçi film tam bir hayal kırıklığı oldu benim için. Red Queen ile Queen of Hearts bir karakterde birleşmiş gibiydi. Mad Hatter desen "Willy Wonka"nın kılık değiştirmiş haliydi sanki. Hele sonda çalan Avril Lavigne salondan kaçma isteği uyandırmıştı bende. Olsun dedim, altı üstü bir film. Değiştirmedi ya kitaba olan sevgimi.

Ama aramaya devam ettim. Ve daha önce bir çok kez daha filminin çekildiğini gördüm. Neredeyse hepsini de izledim sanırım. SciFi Kanalının çektiği "Alice" kesinlikle ve kesinlikle izlenmeli. Tim Burton uyarlamasından iyi olduğu kesin. Olay örgüsünün aynı olmadığı ortada ama karakterlerin asıl ruhları iyi yansıtılmış.

Sonra film maratonum bitince, yine küllendi Alice aşkım. Ancak bir çarşamba günü gayet sıkıcı fotoğraf tarihi dersinde, ellerine ilk defa kamera alan adamların 'eser'lerine bakıyorduk. Fotoğrafın altında gördüğüm isim, bir yudum çayın katil olmasına yol açıyordu neredeyse.

"Lewis Carroll, Edith, Lorina and Alice Liddell, 1859, Albumen"

"Lewis Carroll, Alice Liddell, 1858, Albumen"

Hani kendi kendime geri zekalı demek zorunda kaldım. Carroll hakkında, adamın şiirlerini düşünce yapısını, kişiliğini, olası çocuk tacizi suçlamalarını araştırıp da, nasıl fotoğraflarına bakmadım hiç. Alice'in gerçek bir karakterden uyarlama olduğunu bilip de nasıl araştırmadım. Utandım resmen.

Bu iki fotoğrafın ardından gelen fotoğraf ise üzücüydü birazcık. İşte karşınızda yaklaşık 20 yıl sonraki Alice:

"Julia Margaret Cameron, Alice as a young woman, 1872, Albumen"

Hayattan kopuk bakışlar... Sanki artık bu dünyaya ait değilmiş gibi. İfadesiz bir yüz. Ruhu Wonderland'de tutsak kalmış gibi.

Yani genel olarak pek sevimli yazarım hakkında çocuk tacizi iddialarını kulak ardı ediyordum da, sanırım bu fotoğraflardan sonra da biraz zor. Gerçi mezarında 7 takla attırmayalım şimdi adama arkasından konuşarak.

PS: Dün gece bir konu gelmişti aklıma, sevmediğim şeylerin ne kadar çok olduğuyla ilgili aslında ama uyanınca getiremedim kelimeleri bir araya.

PS2: Blog çok mu renksiz olmaya başladı?

4 yorum:

  1. Ben okuyorum seni. Yani her zaman yorum yazmasamda...

    Sevmediğin şeyleri gerçekten merak ettim.

    YanıtlaSil
  2. bence blog renksiz değil aksine farklı renkli.

    YanıtlaSil
  3. @8ex-en8;
    Öylesine düşünüyordum geçen gün de sanırım sevmediğim şeylerden oluşuyor olabilirim.

    @öyleişte;
    Rahatsız edici mi sence?

    YanıtlaSil

Fazla gelmeyin üstüme olur mu?

Gitmeden bunlara da bir bak