Paolo Nutini - New Shoes
Ekran karşısında orgazm geçirmiş olabilirim. İçimdeki alışverişkolik çığlıklar atıyor.
Cassette Butik. Duyanlar vardır. Duymayanlar için dünyanın en güzel ayakkabıları var orada. Bir kaçını paylaşacağım hemen sizinle. Ben sevdim, siz de sevin diye.
İşte hazır modum gelmişken, ayakkabılar hakkında atıp tutayım dedim.
Küçük bir çocukken, gizli gizli annesinin topuklularını giyenlerdendim ben. Ama benimki, erkek Fatma olunca, giyebileceğim topuklu sayısı sınırlı oluyordu. Ama hatunun düğününde giydiği beyaz topukluya hala taparım. Annem her yakaladığında kızardı. Ayağımı inciteceğimden korkardı. O işteyken gizli gizli denerdim ben de.
Sonra büyüdüm. 36 numara oldu ayaklarım. Kurtuldum saçma sapan çocuk ayakkabılarından. Gelsin topuklular. Evet, kokoş bir çocuktum ne yazık ki. Şimdilerde bebekler için bile topuklular çıkarmışlar. İşte bizim zamanımızda yoktu onlardan.
Sonra lise. Converse. Sürüye uydum. O yaşıma kadar rahat rahar giydiğim topuklularla rahat edemez oldum. Balo gecesini çıplak ayak bitirenlerdenim işte. Converse'e dönersek. Pullu Converse olmaz. Topuklu Converse olmaz. Converse dediğin düzdür, klasiktir. Ama hala acırım o kolayca yırtılan bez parçasına verdiğim paraya. Üstelik rahat da değildi. Zavallı ayaklarım ve Arnavut kaldırımları... Ayrıca beyaz Converse'siz tamamladım bu dönemi ben. Sonuçta metalci hatundum.
Ahh sonra geldi üniversite. Kadınsı olma çabalarım artık. Gece Converse ile gidemeyeceğim mekanlar. Converse kaldırmayan kıyafetler. Topuklular. Uzunca süre acı çeken ayaklarım. İnat ettim. Sabır. Öğrendim. 12 cm de neymiş artık diyorum, eskiden 5 cm topuk üzerinde 2 saat duramayan ben. Şimdi tek hedefim kırmızı bir topuklu.
Ve sıra geldi tapılası ayakkabılara. Her birini istiyorum. AMA hem pahalılar. Onu geçtim, benim ayak numaram sıkıntılı. Lanet olası doğa. Her neyse ben gidiyorum ve sizi ayakkabılarla baş başa bırakıyorum.
Sanırım aslında ayakkabıdan çok, Oxford'lara karşı bir sevdam var.
Bu da butiğin Facebook sayfası, ilgilenenlere duyurulur: [Link]
Bu arada, umarım bizde de, renkler kaybolup her şey simsiyah olmaz, yazıyı okuyun anlarsınız ne demek istediğimi. [Link]
Gerçekten son bir şey, "Canımın sıkılmasından sıkıldım" gibi saçma sapan bir yazının ne işi var orada, çok okunanlar arasında. İlgi çekici başlığın gücü?
Son bir ekleme, şarkının sözlerine dikkat etmişsinizdir umarım.










